Artan Terör Olayları

Ülkemin zor günlerinde nefes almak çok zor… Okuduğum haberler, tartışma programları miğdemi bulandırıyor. İnsanlığı tartışmıştım daha birkaç gün önce haklılık işe yaramıyor, sessiz kalmak, alışmak hiç mi hiç yakışmıyor milletime… Burada makyaj, bakım falan yok bir süre de olmayacak. Hayat devam ediyor deyip, bir şeyler paylaşıp gelir elde edeceksem bu günlerde o gelenin tek bir gram bile değeri yok gözümde, olmamalı… Karartmalı her şeyi, kabul etmemeli.. Her geçen gün terör olayları artarken bu tür olaylar alıştırılmaya, dayatılmaya çalışılırken neden bu kadar tepkisizleştik millet olarak anlayamıyorum. Bu sadece hükümetin suçu değil ! Her birimizin suçu ! Terörü destekleyen, terör örgütlerinin içinde olan, milli bütünlük ve beraberliğimize kast etmeye çalışanlara bu kadar istisna göstermek niye ? Her birimizin kalbi acıyor, her gün tedirginlik, her gün sevdiklerimiz yanımızda şükürleri, bir yerlerde canların yanmasını mı unutturuyor.

400 vekilden önemli değil, değil mi hiçbir şey… Okuldan eve geldiğimde haberlerde karşıma çıkan yazı, AKP milletvekillerinden birkaçı olay yerinden dakika ile geçmişler ucuz atlatmışlar. Peki o masum canlara ne olacak, dün lanetlendi, bugün soruşturma devam edecek yarın sonuçlanacak ertesi gün Başkanlık sistemi… Yerin dibine batsın siyasetiniz, kirli oyunlarınız.. Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da yaşanacak yer kalmadı, her gün askerimiz, polisimiz şehit oluyor; bir zamanlar iyi siyaset yapıyoruz diyerek analar ağlamasın rolleri şimdi teker teker patlıyor. Kaç terör örgütü oldu sayamadım ben. Işid açık açık tehdit ediyor, kafa tutuyor; güvenlik sıfır… Dün bir tartışma programında emekli emniyet müdürü bağlandı ve yaptığı açıklama şu : İzin olmadıkça emir gelmedikçe bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Güvenlik zafiyeti var denildiğinde hoşlarına gitmiyor bazı kesimin fakat böyle bir gerçek var. Akraba, eş dost makam mevkiilere gelirse eğitimsiz bir şekilde hem de üzgünüm ama daha çok karşılaşırız böyle durumlarla…

Amerikanın Irak ve Musul’la fazla uğraşamama nedeni araçlı bomba saldırısıdır. Güçsüz güçlünün belini kırmak için uyguladığı en kalleş yöntemdir. Bunu siyasi olaylardan çok rahat çıkarabilirsiniz. Işid’in Türkiye’de çıkardığı derginin ocak sayısında göz göre göre tehdit edildiği söyleniyor. söylenen cümle : Türkiye; doğudaki karışıklığını Batı’ya taşıyacağız. Sen bizim muhaliflerimizi desteklersen beklemediğin anda yerle bir ederiz cümlesi… İşini dört dörtlük yapmak için çabalayan güvenlik memurlarımız yok mu tabii ki var, gerekli yerlerden izin istiyorlar 7 bombalı araç var bunları bulmak için gerekli talimatlar verilsin. Dış güçleride ilgilendirdiğinden izin çıkmıyor hem de Doğu kesimde olduğu için değer görülmüyor, tehlike arz etmiyor. 21. yy’dan bahsediyoruz. Teknoloji çağı yapılan bombalar açıklandığında ne kadar etkili olduğu olduğu bariz ortada… Eskiden gübreden yapılan bombalar ortada gezinirken C-4 lerden bahsediliyor. Hem de artık kontrollerde bile görülmeyen fabrikasyon bombalardan, dünkü bomba buna örnek mesela, kontrolden geçse de görülmeyen araçların iç kısmına yerleştirilen bombalar. İntihar vakası da olabildiği gibi eğer vazgeçerse diye eylemi gerçekleştirecek olan dışarıdan otomatik patlatma hafızası da yer aldığı söylenen bilgiler arasında. Dün dikkatimi çeken başka bir ayrıntı ise patmanın hemen ardından Irak’ın yaptığı açıklama… Dünyayı uyardı: Radyoaktif maddeler çalındı bunun Işıd’in yapıldığını düşünüyoruz diye… Yani kimyasal silahlarda artık daha fazla üretime girip kullanılacak demektir.

Dün tartışma programında çok canımı sıkan bir olay yaşandı. AKP milletvekili ile HDP milletvekili birbirine girdi. Sebebi terör örgütü müdür değil midir, düpedüz terör eylemidir bu olay başka açıklaması yok fakat olaylardan ziyade siyasi ideolojilerin çarpışma yarışması yapmanın bir anlamı yok. Olan oldu biten bitti sonucuna bakalım diyen milletvekillerine sormak gerek ne bitiyor ? Bugün Diyarbakır’da 7 şehidimiz var, Şırnak’ta bir asker bir polis şehit oldu. Her gün onlarca şehit varken hiçbir şeyin bittiği yok. Örnek gösterilen 11 Eylül Amerikası, İngiltere’de Farnsa’da gösterilen patlamalar. Onlarda sadece bir patlama olurken ki gerekli önlemlerin nasıl alındığını unutmamak da fayda var; bizde Reyhanlı, Suruç, Ankara Tren Garı, Siirt’te, Sultan Ahmet’teki patlamalar ve artarak devam eden terör olayları var. Batıyla bir değiliz şunu kabul edin artık. Güvenlik önlemlerinin acilen artırılması gerek…

Ülkece birlik olma zamanımız. Sağ sol, alevi sünni, Kürt Türk ayrımı yapmadan özellikle teröre karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Kimseye fırsat vermeden… Özellikle dışta ve içte oynanan oyunlara kanmamalıyız. Komşu ülkeler nasıl bu hale geldi biraz araştırmalıyız, söylenenlere yapılanlara daha ayrıntılı göz atmalıyız. Bizi sözde tarih dizileri, aşk dizileri, moda programları değil; düşünce ve eğitim kurtaracak. Belki ülkemizde içinin temizlenmesi gereken çok kavram var fakat biz de bir şeyleri değiştirmek için çaba göstermeliyiz.

Yayın yasağına değinmezsem içim rahat etmeyecek… Cumhurbaşkanımız Erdoğan Sultan Ahmette’ki patlama öncesinde özgür basın ortamı oluşturulmalı ve desteklenmeli açıklaması yapmıştı. Sonrasında Sultan Ahmette meydana gelen patlamada ve diğerlerinde de hemen yayın yasağı geldi. Düşünce ve ifade özgürlüğünün olup olmamasını tartışmak bunun olduğu anlamına gelmez. İnsanların bilgi alma hakları ellerinden alınamaz. Vatandaşlarımızdan forumlarda bilgi kirliliği oluşturmayalım çağrılarını sürekli duyarız fakat bakanların açıklamaları bile ikilemde. Dünkü Ankara patlamasında Sağlık Bakanlığının sırf yazım hatası yüzünden o kadar kan çağrısı yapıldı sonra yanlışlık oldu. Kınadığınız şeyleri yapmayın artık ! Gazeteciler bu ülkede sevilmez, eleştirilir fakat herkesin de harcı değildir. Hem yazmak hem ortamdan etkilenmemek… Patlamaların içinde kandan ayağında kayar, bir taraftan birilerine yardım ediyim diye çırpınırsın diğer taraftanda halka bilgi ulaştırmanın zorluğu vardır. Bunlar işin perde arkasıdır. Yazının arkasındaki donanımı hiçkimse ama hiçkimse küçümsemesin. Henüz gazeteci olmasam da dalgaya alınan bir mesleğim var fakat ben her zaman mesleğimle gurur duyuyorum. Herkesin harcı değil gazetecilik, özellikle kendini yüksekte görüp masum ayaklarına yatanların hiç değil…

Umarım millet olarak bütünlük, mutluluk içinde yaşayacağımız günlerimiz gelir. Bundan sonra siyasi konulara daha ağırlık vermeye çalışacağım. Yastayız, bu hafta blogumda eğlence, tanıtım yok. Yazamam, içim yanıyor çünkü… Alışmak istemiyorum böyle şeylere, kendimce protesto ediyorum.

Saygılarımla…
Meryem Avcı

Bunları da beğenebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir