Hayatı Geriden İzlemek

Merhaba bloğuma hoş geldiniz 🙂

Yoğun günlerin yanına yoğun duygular ilikliyorum bu aralar…. Yetişme derdim yok artık hiçbir şeye… Bıraktım gelişine, gideni yolladım arkasında su dökmeden… Dökmedim, selametle gitsin; gittiği yerde mutlu olsun, kötü enerjisiyle beni vurmasın istedim. Herkesin mutlu olmasını, mutlu kalabilmeyi seçtim. Yanımda olan insanlarla, ailemle, başarılarım, başarısızlıklarım, güçlü duruşlarım, güçsüz anlarımla… Eskiden olsa daha kolaydı güçsüzlüğümü göstermek ama şimdi kolay olmuyor. Sürekli kendi içimde yaşar oldum tüm duygularımı, öfkeye kine kaptırmadan gözyaşlarıma anlattım her şeyi… Kimseyi mutsuz etmek istemeden, acımı içime atarak… Bıraktım öyle deniyorum. Sanki bir otobüs yolculuğundayım sürekli pencereden dışarıyı seyrediyorum ben yetişmiyorum hiçbir şeye, hiçbir şeye doyamadan geçiyorum. Bir meyvenin tadına varsam, denize yetişememekten korkuyorum. Anlatmıyorum kimseye sırlarımı, yapmak istediklerimi sadece yanımda olan kişinin elini daha sıkı tutuyorum gel benimle, seyredelim hayatı diye…P_20160417_163858_BF

Bu satırları neden yazıyorum onu da bilmiyorum. Şu an bir ton yetiştirilmesi gereken iş varken ben burada olmak istiyorum. Hayallerime dışarıdan bakıyorum içi hazine dolu sandık misali… Kendi hayallerime kendim imreniyorum, başkası olsa daha ne güzel şey isterdi diyorum, belki bir kasabada sıcacık evde olmak orada türküler dinleyip yazmak isterdim herhalde diye düşünüyorum. İnsan neyi yaşıyorsa bir süre sonra uzaktakini istiyormuş onu anlıyorum. Belki sadece dinlenmeye ihtiyacım olduğundan sessizlik istiyorum ama gelemem ki ben sessizliğe, ufak da olsa ses olacak fakat bildiğimiz sesler değil huzur sesi… Mutfaktan annemle babamın yemek yaparken gelen sesi, diğer odada oynayan minik tontiğin evcilik oyunun sesi, bir deniz sesi, uyandığımda pencereme konan bir kuşun sesi, bazen tenimi yakan güneşin selam vermesi…
P_20160412_153823
Bıraktım her şeyi, yetişmiyorum hiçbir şeye… Yapacaklarım elbette bitecek fakat duygusal anlamda kendi içime, huzuruma dönüyorum. Kendimle paylaştığım şeyleri yine kendime anlatacağım, bir de yanımda olan elini daha da sıkı tuttuğum kişiye… Kimse bilmeyecek, merak etse, yorum yapsa, kesin şöyledir dese gülüp geçeceğim. Yormayacağım kendimi, sürekli ben verdim ama alamadım yalanları olmayacak hayatımda… İnsan ne verdiyse onu alır hayatta buna inanırım acı verdiysen acı alırsın, tatlı anlarda bıraktıysan tatlı anıları hatırlarsın… Şimdiye kadar hayatımda kötü olarak andığım bir arkadaşım olmadı, herkesi iyi yönüyle andım. Neden konuşmuyorsunuz soruları duyardım en çok lisede: “Demek ki bitmesi gerekiyormuş onun arkasından konuşmak ona zarar vermez en çok benim kişiliğime zarar verir.” derdim. Hâlâ da aynı şeyi düşünüyorum. Duygusal anlamda bıraktım kendimi, her şeyi geriden izliyorum. Mutluluğumu, hüzünlerimi, güçlü duruşlarımı, başarısızlıklarımı… Sadece kendi hayatımı değil, ülkedeki olayları da izliyorum, şu an elimden maalesef bir şey gelmiyor herkes gibi… Ama umutsuzluklar bize yakışmaz, umudum yıkılmayacak şekilde ayakta… Kimseyi yargılamadan, din, dil, statü sorgulamadan seviyorum.

P_20160412_154051
Elimi tutmak için uzananların ellerini dost eliyle daha sıkı sarıyorum. Hüzün olmadıkça mutluluk anlaşılmıyor onun burukluğunu yaşıyorum. Bir insanın gözleri oluyorsanız eğer şanslısınız. Bir insanın gözleri nasıl olunur? Her yerde sizi görür, sizi ilk gördüğü anda gözleri parlar, hiçbir şey söylemese de olur, elinizi tutsun yeter… Gözleri parlasın yeter, kimsenin ne dediğine bakmadan, ne düşünür diye aklına getirmeden öpeceksin sevdiğini, daha sıkı saracaksın, “gelmişi geçmişi benden öncesiydi, şu an benim.” diyeceksin, gözlerine daha da aşkla bakacaksın… Geleni yaşayacaksın acısıyla tatlısıyla, gideni uğurlayacaksın… Yanında olmayı haketmeyen insanların gidişlerini bile görmeyeceksiniz emin olun bir süre sonra çünkü gitmeye gelmişlerdir kalmaya değil… Bir varmış bir yokmuş masalları dinlerdik küçükken şimdi hiç varmış çok yokmuş masallarını dinliyoruz. Uyutmuyor ama bu masallar, kaçırıyo kendinden, okuyandan, inanandan…
P_20160417_163430_BF
Duygularımı burada ilk defa gelişigüzel paylaşıyorum. Kendimi motive ediyorum aslında en çok, insan bir şeyi aslında en çok kendini motive etmek için yapıyor buna inanmaya başladım. Hem paylaşmak hem kendini bırakmak için… Aslında biraz da bu yazı Çağrı’ya 😀 (Sevgilime 🙂 ) Çok çalışınca yer bildirimi, fotoğraf at dedi yazı bildirimi atıyorum sevgilim 😀 Ellerini tuttuğum kişi hep sen oldun, sonsuza kadar da sen olacaksın… Hadi gel birlikte bakalım hayata, bazen inelim birlikte kumsalda öylece uzanalım, bazen otobüs gitsin biz izleyelim… Uykudayken Karadenizin sisli havası vursun ya da inelim o çok istediğimiz Şanlı Urfa’nın sıra gecesinde….
Şimdi herkes, yanında olan ( bu kişi sevdiği olur, ailesi olur, arkadaşı, dostu kim varsa eğer yalnızsa da kursun ) hayalini şimdi hadiiii !! Otobüste olsanız ülkemizde nereye gidersiniz, neler yapardınız ?

Hayal kurmak üzmez, hayallerde kimse ölmez. Vahşice bir bomba gelmez ya da kalleşçe öldürülmezsiniz.Kendinize iyi bakın, yaşamaya çalışın!

Bunları da beğenebilirsiniz

4 yorum

  1. Uzun zamandır blogunda bu kadar felsefi bi yazı yoktu şaşırdım biraz da endişe doğurdu bende kuzucum. Yanımda yastığım vardı hayallerimi onunla paylaşsam da olur dimi? :))

    1. Kıyamam bitanemmm, olur tabii en kısa sürede buluşalım birlikte kuralım hatta hayalleri 🙂 Endişelenme canımın içi her şey yolunda, ufak pürüzler vardı onları çıkardım o kadar 🙂

  2. Sana güvenim tam halledersin her şeyi canım benim <3 yastığımın yerini almanızı bekliyor olacağım 😀

    1. canımın içiii çok teşekkür ederim <3 <3 mümkünse hemen alalım çünkü çok özledim, Ankara'ya döndüğünde haberleşelim kuzum :)))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir