İnsan Yapısı

Yapı,temel taşlar… İnsan nedir? Kemik ve kandan meydana gelen Yaratanın verdiği muntazam güzellik ile şekillenen canlı varlık… Dinamik yapıda sürekli bir şeylere ihtiyaç duyan varlık.. Düşündünüz mü hiç doğduğumuz günden beri ihtiyaç duymadığımız bir gün bile yok.. Suya, yemeğe, araç gereçlere, işe… Sürekli devinim, dönüşüm içerisinde… İnsan kelime olarak söylemesi kolay fakat her söylediğimde boğazımda düğümlenen iplik gibi… Durur boğazınızda her acıda, her söyleyemediklerinizde, her anlaşılamadığınızda..
girl_24-wallpaper-800x600
O düğümlerdir insanı insan yapan.. Fiziksel olarak aynılığımız; duygusal olarak acılarımızın farklılığı… Bencilliğimiz, nankörlüğümüz, herkesten üstün olma çabası, dinmiyor… Yarış halinde en çok kimin kalbini, nasıl ezer sonra masum ayaklarına yatarız onun derdindeyiz… İnsanız fakat hakettiğimiz gibi yaşamıyoruz hiçbir şeyi… Tarafsızlığımızı taraflılığımızdan vuruyor. Derdimizi söylemekten aciz kalıyoruz, verilen dili mi kullanmayı bilmiyoruz, kullanmaya mı kıyamıyoruz anlayamıyorum. Çeyiz olarak geleceğe bir parça acı, bir parça hüzün, bir parça harcanmışlık katıyoruz. Harcanılmışlık ne ağır değil mi ? Tek anlamı olmayan ağır kelimelerden, ipliğe iplik katıp boğazımız genişliyor. Genişledikçe kalbimiz, o kıymet verilip, uğraşarak kırılan kalpler şekillerin en güzelini almalıdır ki en güzel biz kıralım. Nadide olarak geldiğimiz dünyada, yarışılan o karanlık evrende birbirimize bir de biz çelme takalım. Güzeldir kırmak, kolaydır. Kırmazsan kırılırsın, kırılırsan iyileşemezsin. Savunma mekanizmasını iyi özümsedik insanlık olarak kabul edelim. Kimseye konuşma hakkı vermeden, etiketlemek biz insanların işi… Değişiyor her şey işte… İlk günkü saflığımız, muntazam güzellik yerini güçlülüğe bırakıyor.
girl_playing_with_flowers-wallpaper-800x600
Laf oyunlarını sevemem, şiirden hoşlanırım fakat şiir yazamam size… Yaşamamışlığımdan değil yanlış anlaşılmasın, soğuk insan görünürüm, kırılan kalbim yoktur benim dışarıdan… Kırılmam, ağlamam, yaşamama değer olmadığımı görenleri hayal kırıklığına uğratırım, üzemem onları çünkü kırılgandırlar… Herkesin yüreği kırılır da sizinki köşede kalır. Siz kırarsınız onlar kırılmaya zaten hazır… İnsan olarak hazırız kırılmaya, anlaşılmamaya, her şeye büyük bakıp alçakgönüllü davranmaya… Alıştırıldık, geleneksellik işte … Dünyaya geldiğimde en sevimsiz gelen şeydi alıştırılmak, her şeyi kabul etmek… Her şeyi kabul etmeye razıydık da hatalarımızı kabul etmeye, kırdığımızı onarmaya razı değildik işte…
sunset_180-wallpaper-800x600
İnsan çelişkidir kısacası… Fiziksel olarak kan ve kemik düşünsel olarak çelişki… İyi kötü, güzel çirkin, istemek reddetmek,konuşmak susmak,gitmek kalmak…. Her konuda çelişkideyiz, kendimizle başkalarıyla… Bu kadar çelişkide bile yarış halinde olan en anlamlı varlığın en anlamsız varlığa dönüşmesi içimi acıtıyor. Her gün sahile vuran çocuk cesetleri, sokaklarda kan kokuları, sokaklarda şehit adları, kırılmış sanat kolları… Eğitimin içindeki eğitimsizlik, kadınların içindeki acı nasırları, çaresizlikler… Daha zibilyon tane sayamadığım maddeler düğümdür boğazımızda… Tüm insanlığın boğazındaki düğümler küçülmedikçe hızla kilo alarak büyüyor. Boğazımızdaki bu yanık acı tat ondandır, başka neden aramayın… Acımızda büyüyor, ihtiyacımızdaki duygusallık da arttığından tatmin edilememezlik artıyor ve yıkıyor çoğu yerleri… Dostlarımız gidiyor, gitmelere alışıyoruz. Alışıyoruz her şeye… Ağlayarak tek direttiğim olay belkide alışmak… Ölüme alışmak çok ağır geliyor. Çocukların masum yüzlerindeki ölüm uykusu çok ağır geliyor. Kaldıramıyorum, görünüşte sert olsam da sertliğim vicdansızlığa karşı yanlışlık olmasın. Sisteme sorgu sual olmaz efendim ayaklarını geçeli çok oldu. Yazdıklarımla bir gün yargılanırsam bu özgürlük diye dayatılan kölelik yüzündendir bunu da buraya yazayım da nelere içimin acıdığını görün istiyorum, alıştığımız etiket damgası kolay vuruluyor da o değişmeyen düşüncelere bir şeyler anlatmak çok uzun sürüyor. Hayalim evet benim de hayalim var şaşırmayın. Soğuğum dediysem öldüm demedim, masum görünüp içlerinden pazarlıkları olanlara soğuğum yanlış anlaşılmasın.
snow-bench-man-person-large
İnsan yapısı değişir, kimisi sıcakkanlı kimisi samimi, kimisi mesafeli, kimisi soğuk… Ama herkes yapıca aynı, aynı yarışta, aynı insafsızlıkta ve ikiyüzlülükte… Bunların yanında benim kelimelerim sessiz ve soğuk… Kalemim diken bu vicdansızlıkların karşısında, benden iyi yazılar beklemeyin bazen… Elim gitmiyor iyi olmayana iyi demeye, vicdansıza insaflı demeye,ikiyüzlüye samimi demeye… Kusuruma bakmayın bugün dertliyim, çok geçmeden soğuk yapıma dönerim fakat acım içimde kalır. Konuşamam susarım. Sustukça büyür, güçlenirim. Güçlendikçe belki birilerinin sesi olurum birilerine de diken olurum.

Bunları da beğenebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir